oyun hakkında
YORUMLAR-SÖYLEŞİ-KÖŞE YAZILARI
KADIN VARDİYASI SÖYLEŞİ

NO:26 KÖŞE YAZISI

TEK PERDE KÖŞE YAZISI

OYUN HAKKINDA YORUMLAR
Sahneden “Değişecek Bu Hikaye” diye çıkıyoruz. Oyun, Vüs’at O. Bener’in “Havva” adlı öyküsünden ve Irmak Zileli’nin Son Bakış adlı romanındaki “Tina” karakterinden esinlenerek, Sinem Koşar tarafından tekrar yazılıyor. Havva (“O Havva değil haşa”) içinde bulunduğumuz bu çağın, tüm bu zorluklarına karşı mücadele etmeyi, direnmeyi ve dönüşmeyi güçlü bir şekilde ele alıyor. Cinsiyet eşitsizliği gibi, toplumsal şiddet gibi konular karşısında bireyin başlattığı başkaldırı, kolektif bir çağrıya dönüşüyor. Sayısız kadının ortak sesi gibi. Sinem Koşar’ın tek kişilik performansı oldukça etkileyici ve samimi. Sahneye girdiğimiz ilk anda hemen bizi karşılıyor. Mekana olan hakimiyeti, yüksek enerjisi sadece Havva’nın değil onunla gelen tüm hayatları, bizi sahneye taşıyor. Hikayesinin duygusal yoğunluğu katlanarak tüm sahneyi kaplıyor. Oyundaki etkili ışık, ses ve minimal dekoru kullanımı, hikayenin önüne geçmeyen bir odaklanma imkanı sağlıyor. Hayatla mücadele eden Havva, seyirciye kurduğu iletişimle bizleri de olanlara bir tanık, hatta en önemlisi ortak haline getiriyor. Onunla yürümek, değişecek bu hikaye demek, artık biz varız demek.
Havva…Çok fazla tiyatro izleyen biri olarak izlediğim oyunlardan en iyilerinden biriydi. Oyun hayata karşı savaşmak zorunda kalan bir kadının hikayesini anlatıyor.Toplumsal ayrımcalıklar, sınıfsal farklar ve kadınların hayatla mücadelesini işliyor. Sinem Koşar’ın performansı harikaydı❤️ Bütün duyguları seyirciye yaşatarak hikayesini anlattı. Oyuna gittiğim günden beri herkese öneriyorum. İzleyin izlettirin. Havva arkadaşımızdı, Havva bendim, Havva sizdiniz, Havva bütün kadınlardı💪🌸 İyi ki varsın Havva! DEĞİŞECEK BU HİKAYE🙏 Alkışınız bol olsuuun🥳
Oyun izlenecekler listesinde mutlaka olmalı ve benim fikrim her gösterimi ” Sold out” olması… Sinem Koşar, yaklasık 20 karakter canlandırıyor, tüm karakter gecisleri ve performansı cok iyi… Bir kac yorumda bahsedildiği gibi, bazı kısımlarda ters köşe oluyorsunuz… Sizi güldürüyor ama en cok içinizi acıtıyor…. Müzikte, Özge Arslan’ın dokunuşları belli oluyor… Dekoru ben cok begendim.. Minimalist ve anlam yüklü… Işık Yönetimi de iyiydi… Afiş tasarımı dikkat cekici… Ve oyunla bütünleşen bir tasarım… “Şey” olmak, “Öteki olmak” kavramları üzerine kurulu performans…
Havva-Değişecek Bu Hikaye Hakkında Öncelikle hem oyunculuğun hem tekstin hem de rejinin çok başarılı olduğunu söylemeliyim. Vüs’at O. Bener’in Havva öyküsü yoğun ve vurucu bir öykü. Öyküde Havva’nın sesi yok, Havva evin kızının (oyunda Gülizar) gözünden anlatılıyor. Oyunda ise doğrudan Havva’yı izliyoruz öncelikle. Yaşamaktan, gülmekten, çözüm aramaktan vazgeçmeyen, tutunmaya çalışan Havva’yı. Sinem Koşar oyunu yazarken Havva’ya hem ses vermiş hem hayat. Ona bir geçmiş yaratmış, hikâyesini büyük oranda onun gözünden, onun sözünden anlatmış. 75 dakikalık oyunun ilk 45 dakikasında neredeyse tamamen Havva’nın sesi, umudu, inancı var. Sonra Gülizar’ı da dinliyor, izliyoruz. Havva’nın ölümünü bize Gülizar anlatıyor; öyküdeki gibi. Öyküdeki cümlelerin bazıları bire bir kullanılmış. Özellikle giriş cümleleriyle, son cümleleri. Oyun da zaten o cümlelerle bitiyor. Havva son isteğini söylüyor; “baklava” diyor ve ölüyor. Oyunun özgünlüğü şurada kanımca: Bir besleme hikâyesinden yola çıkıp aslında kadınların hangi koşullarda yetişirse yetişsin ne denli güçlüklerle boğuştuklarını ve hayata tutunma anlamında aynı mücadelenin içinde olduklarına vurgu yapıyor. Yani besleme Havva varoluş savaşı verirken evin kızı da aynı savaşı veriyor. Tina da aynı savaşı veriyor. Kadının birey olabilme mücadelesi bitmiyor, hangi sosyal veya ekonomik konumda olursa olsun. Oyun öyküden tam da bu noktada ayrılıyor. Öykü karamsar bir yapıya sahip. Tespit yapıyor ama çözüm üretme konusunda yetersiz. “Böyle gelmiş böyle gider” hissi veriyor okura. Oyun ise “değişecek bu hikâye” diyor. Havva zamansız bir karakter. Tiyatrodaki olay-zaman-mekan birliği bu bağlamda kasıtlı olarak bozuluyor. Bir hikâye (olay) var: Havva-Gülizar-Tina ekseninde birey olarak kadının hikâyesi. Mekân var: Evler, sokaklar vs. Ama zaman belirsiz. Çünkü ele alınan mesele başı sonu olmayan zamansız bir mesele. Öykünün yazılış tarihi 1957. Aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçmiş. Sorunlar aynı hatta daha derin ve fazla. Ama bilinç değişti. Artık çözüme yönelik farkındalık ve mücadele daha fazla. Bu bakımdan Havva sahnede bir işaret fişeği görevi görüyor. Birhan Keskin’e bu yüzden selam gönderiliyor oyunda, ondan dizeler okunuyor: “Buraya bir inanç, bir inat koydum. Tut ki unuttun tekrar bak. O inat neyse sen osun.” Havva inancın, inadın simgesi oluyor. Behrengi’ye de aynı sebeple gönderme yapılmış. Küçük Kara Balık anılıyor, dekorda da yer verilmiş, çünkü umudu simgeliyor. İzleyiciyi diri tutmak için de etraflıca düşünülmüş. Salona giren izleyiciyi Havva karşılıyor. Müzikle, neşeyle. Bu çok etkileyici ve sıra dışı. Ayrıca oyun boyunca da Havva seyirciyle konuşuyor. Ama genel bir kalabalığa konuşmak değil bu, doğrudan bir kişiye hitap ediyor zaman zaman. Soru soruyor, yardım istiyor vs. Sinem Koşar, şahane bir oyunculuk sergiliyor. İnsanın neredeyse her duygu halini oynuyor: Neşeleniyor, üzülüyor, ağlıyor, gülüyor, öfkeleniyor, dans ediyor, bağırıyor.. Hem oyunun yazarı ve oyuncusu Sinem Koşar’ı hem de sahneye koyan Arif Güney’i yürekten tebrik ediyorum. Yolları açık olsun..
Dişiyle,tırnağıyla,sesiyle, kalbiyle bi “Havva” vardı sahnede!Rejisinden müziklerine kadar hiç unutulmayacak birsey vardı izlerken!Tiyatrodan uzaklaştığım anda tekrar içime “izleme” hevesi geldi!Uzun yıllar sonra harika bi oyun izledim ve kendimi salonda değil, hikayenin tam ortasında buldum.Ayakta alkışlıyorum!
Havva” bizim edebiyatımızın en güzel öykülerinden benim için ve bir oyuncunun bu öyküden esinlenip bir oyun yazması ve tek başına oynaması daha izlemeden çok heyecan vericiydi.Gözümü kırpmadan,elim kalbimde izledim tüm oyunu.Sevgili Sinem’in oyunculuğuna,sahneyi dolduruşuna,sesini kullanımına hayran kaldım,benimle birlikte tüm salonun da aynı hayranlıkla izlediğine şahidim.Öyküye sadık kalarak genişleyen metinde,oyuncunun metindeki her karaktare bu denli ustalıkla geçişi izleyen herkes için takdire şayansa da benim gibi oyuncu adayları için de bir o kadar ders niteliğindeydi.Havva dahil her kadının ”değişecek bu hikaye” dediği yerin ışığıyla oynuyor Sinem ve ne kadar yürekten bir iş yaptığını gösteriyor.Arif Güney’in yönetimi,rejisi,metnin sağlamlığıyla bu sezon izlediğim en iyi oyunlardan,herkese kalpten bu oyunu izlemesini öneririm.Benim kalbimdeki yeri de özel olacak,emeklerinize sağlık.
